🎁 Arkadaşlarını davet et ve Pro’yu ücretsiz al 🎁

İngilizce dili. Kelime: allow

allow, əˈlaʊ, ılav - izin vermek; müsaade etmek; kabul etmek
  • The teacher didn’t allow talking during the test.
    _
    Ðə ˈtiː.tʃɚ ˈdɪd.nt əˈlaʊ ˈtɔː.kɪŋ ˈdjʊə.rɪŋ ðə ˈtest. Dı tiiçɚ didnt ılav tooking dyuvaring dı test.
    Öğretmen sınav sırasında konuşmaya izin vermedi.
    Ðə ˈtiː.tʃɚ ˈdɪd.nt əˈlaʊ ˈtɔː.kɪŋ ˈdjʊə.rɪŋ ðə ˈtest. Dı tiiçɚ didnt ılav tooking dyuvaring dı test.
  • They allow pets in this apartment building.
    _
    Ðeɪ əˈlaʊ ˈpɛts ɪn ˈðɪs əˈpɑːrt.mənt ˈbɪl.dɪŋ. Dey ılav pets in dis ıpaartmınt bilding.
    Bu apartman binasında evcil hayvanlara izin veriyorlar.
    Ðeɪ əˈlaʊ ˈpɛts ɪn ˈðɪs əˈpɑːrt.mənt ˈbɪl.dɪŋ. Dey ılav pets in dis ıpaartmınt bilding.
  • This museum doesn’t allow visitors to take photos.
    _
    ˈðɪs mjuːˈziː.əm ˈdʌz.ənt əˈlaʊ ˈvɪz.ɪ.tərz tu teɪk ˈfəʊ.təʊz. Dis myuuziiım dazınt ılav vizitırz tu teyk fıutıuz.
    Bu müze, ziyaretçilerin fotoğraf çekmesine izin vermez.
    ˈðɪs mjuːˈziː.əm ˈdʌz.ənt əˈlaʊ ˈvɪz.ɪ.tərz tu teɪk ˈfəʊ.təʊz. Dis myuuziiım dazınt ılav vizitırz tu teyk fıutıuz.
  • My parents allow me to play video games on weekends.
    _
    Maɪ ˈper.ənts əˈlaʊ miː tu pleɪ ˈvɪd.i.oʊ ɡeɪmz ɒn ˌwiːkˈendz. May perınts ılav mii tu pley vidiov ɡeymz on viikendz.
    Anne babam hafta sonları video oyunları oynamama izin veriyor.
    Maɪ ˈper.ənts əˈlaʊ miː tu pleɪ ˈvɪd.i.oʊ ɡeɪmz ɒn ˌwiːkˈendz. May perınts ılav mii tu pley vidiov ɡeymz on viikendz.
  • His parents allowed him to stay up late to watch the special show on TV.
    _
    ˈhɪz ˈper.ənts əˈlaʊd ˈhɪm tu ˈsteɪ ʌp leɪt tu wɒtʃ ðə ˈspɛʃ.əl ʃəʊ ɒn ˌtiːˈviː. Hiz perınts ılavd him tu stey ap leyt tu voç dı speşıl şıu on tiivii.
    Anne ve babası ona televizyondaki özel gösteriyi izlemek için geç saate kadar uyanık kalmasına izin verdiler.
    ˈhɪz ˈper.ənts əˈlaʊd ˈhɪm tu ˈsteɪ ʌp leɪt tu wɒtʃ ðə ˈspɛʃ.əl ʃəʊ ɒn ˌtiːˈviː. Hiz perınts ılavd him tu stey ap leyt tu voç dı speşıl şıu on tiivii.
  • The new rules allow employees more flexibility in choosing their work hours.
    _
    Ðə njuː ruːlz əˈlaʊ ɪmˈplɔɪ.iːz mɔːr ˌflɛk.səˈbɪl.ɪ.ti ɪn ˈtʃuːzɪŋ ðɛr wɝːk ˈaʊərz. Dı nyuu ruulz ılav imployiiz moor fleksıbiliti in çuuzing der vɝk avırz.
    Yeni kurallar, çalışanların çalışma saatlerini seçerken daha fazla esneklik sağlar.
    Ðə njuː ruːlz əˈlaʊ ɪmˈplɔɪ.iːz mɔːr ˌflɛk.səˈbɪl.ɪ.ti ɪn ˈtʃuːzɪŋ ðɛr wɝːk ˈaʊərz. Dı nyuu ruulz ılav imployiiz moor fleksıbiliti in çuuzing der vɝk avırz.
  • The school doesn’t allow students to leave during lunch without permission.
    _
    Ðə skuːl ˈdʌz.ənt əˈlaʊ ˈstuː.dənts tu liːv ˈdjʊə.rɪŋ lʌntʃ wɪˈðaʊt pərˈmɪʃ.ən. Dı skuul dazınt ılav stuudınts tu liiv dyuvaring lanç vidavt pırmişın.
    Okul, öğrencilerin öğle yemeği sırasında izin olmadan çıkmalarına izin vermez.
    Ðə skuːl ˈdʌz.ənt əˈlaʊ ˈstuː.dənts tu liːv ˈdjʊə.rɪŋ lʌntʃ wɪˈðaʊt pərˈmɪʃ.ən. Dı skuul dazınt ılav stuudınts tu liiv dyuvaring lanç vidavt pırmişın.
  • This ticket will allow you to enter the park for the entire day.
    _
    ˈðɪs ˈtɪk.ɪt wɪl əˈlaʊ ˈjuː tu ˈɛn.tər ðə pɑːrk fɔːr ðə ɪnˈtaɪ.ər deɪ. Dis tikit vil ılav yuu tu entır dı paark foor dı intayır dey.
    Bu bilet, tüm gün parkta olmanıza olanak tanıyacak.
    ˈðɪs ˈtɪk.ɪt wɪl əˈlaʊ ˈjuː tu ˈɛn.tər ðə pɑːrk fɔːr ðə ɪnˈtaɪ.ər deɪ. Dis tikit vil ılav yuu tu entır dı paark foor dı intayır dey.
  • This discovery will allow researchers to advance their understanding of rare diseases.
    _
    ˈðɪs dɪˈskʌv.ər.i wɪl əˈlaʊ rɪˈsɜːr.tʃərz tu ədˈvɑːns ðɛr ˌʌn.dərˈstæn.dɪŋ əv ˈrer dɪˈziːzɪz. Dis diskavıri vil ılav risörrçırz tu ıdvaans der andırstending ıv rer diziiziz.
    Bu keşif, araştırmacıların nadir hastalıkları anlama konusunda ilerlemelerini sağlayacak.
    ˈðɪs dɪˈskʌv.ər.i wɪl əˈlaʊ rɪˈsɜːr.tʃərz tu ədˈvɑːns ðɛr ˌʌn.dərˈstæn.dɪŋ əv ˈrer dɪˈziːzɪz. Dis diskavıri vil ılav risörrçırz tu ıdvaans der andırstending ıv rer diziiziz.
  • She allowed herself a brief moment of rest before continuing her work.
    _
    Ʃi əˈlaʊd ˌhɜːrˈself eɪ brif ˈmoʊ.mənt əv ˈrest bɪˈfɔːr ˈkən.tɪn.ju.ɪŋ hɜːr wɝːk. Şi ılavd hörrself e brif movmınt ıv rest bifoor kıntinyuing hörr vɝk.
    Kendine işine devam etmeden önce kısa bir dinlenme anı verdi.
    Ʃi əˈlaʊd ˌhɜːrˈself eɪ brif ˈmoʊ.mənt əv ˈrest bɪˈfɔːr ˈkən.tɪn.ju.ɪŋ hɜːr wɝːk. Şi ılavd hörrself e brif movmınt ıv rest bifoor kıntinyuing hörr vɝk.
  • The design allows for better air circulation, making the building more energy-efficient.
    _
    Ðə dɪˈzaɪn əˈlaʊz fɔːr ˈbɛtər eər ˌsɜː.kjʊˈleɪ.ʃən ˈmeɪ.kɪŋ ðə ˈbɪl.dɪŋ mɔːr ˌɛn.ər.dʒi ɪˈfɪ.ʃənt. Dı dizayn ılavz foor betır eyar sörkyuleyşın meyking dı bilding moor enırci ifişınt.
    Tasarım, hava sirkülasyonunu iyileştirerek binayı daha enerji verimli hale getiriyor.
    Ðə dɪˈzaɪn əˈlaʊz fɔːr ˈbɛtər eər ˌsɜː.kjʊˈleɪ.ʃən ˈmeɪ.kɪŋ ðə ˈbɪl.dɪŋ mɔːr ˌɛn.ər.dʒi ɪˈfɪ.ʃənt. Dı dizayn ılavz foor betır eyar sörkyuleyşın meyking dı bilding moor enırci ifişınt.
  • Allowing open dialogue between opposing sides often leads to better solutions.
    _
    Əˈlaʊɪŋ ˈoʊ.pən ˈdaɪ.ə.lɒɡ bɪˈtwiːn əˈpoʊ.zɪŋ saɪdz ˈɒf.ən liːdz tu ˈbɛtər səˈluː.ʃənz. Ilaving ovpın dayıloɡ bitviin ıpovzing saydz ofın liidz tu betır sıluuşınz.
    Karşıt taraflar arasında açık bir diyalog izin vermek genellikle daha iyi çözümlerle sonuçlanır.
    Əˈlaʊɪŋ ˈoʊ.pən ˈdaɪ.ə.lɒɡ bɪˈtwiːn əˈpoʊ.zɪŋ saɪdz ˈɒf.ən liːdz tu ˈbɛtər səˈluː.ʃənz. Ilaving ovpın dayıloɡ bitviin ıpovzing saydz ofın liidz tu betır sıluuşınz.

Sitemizin sunduğu özellikler

  1. allow — transkripsiyon ve telaffuz. allow kelimesinin fonetik transkripsiyonu: əˈlaʊ. Türkçede allow yaklaşık olarak «ılav» şeklinde okunur. allow kelimesinin İngilizce ses kaydı, doğru vurgu ve tonlamayı hatırlamanıza yardımcı olacaktır. allow kelimesini istediğiniz kadar dinleyin ve tekrarlayın — sayfada iki ses tipi mevcuttur.
  2. allow kelimesiyle cümle. Bu sayfada İngilizce allow kelimesiyle cümle örnekleri toplanmıştır. allow kelimesinin gerçek bağlamlarda nasıl kullanıldığını görebilirsiniz — kısa ve basit cümlelerde ve daha karmaşık yapılarda. Örneklerimizi inceledikten sonra allow ile cümle kurmak kolaylaşacaktır.
  3. allow kelimesinin gerçek cümlelerde nasıl duyulduğunu dinleyin. Otomatik oynatma modunu kullanın: allow içeren cümleler bir podcast gibi arka arkaya çalacaktır. allow ile ses örnekleri İngilizceyi kulaktan çalışmanıza yardımcı olacaktır. allow içeren her cümle seslendirilmiş ve MP3 formatında indirilebilir durumdadır.
  4. allow kelimesinin transliterasyonu ve Türkçe transkripsiyonu. allow nasıl okunacağını bilmiyor musunuz? Transliterasyon: «ılav», fonetik transkripsiyon: əˈlaʊ. Sayfada allow içeren herhangi bir cümlenin transliterasyonunu alabilirsiniz — her kelimenin nasıl okunduğu Türkçe harflerle gösterilecektir. Bu, henüz Uluslararası Fonetik Alfabe'yi öğrenmemiş yeni başlayanlar için çok kullanışlıdır.
  5. allow — bağlam ve eşdizimlilikler. allow kelimesiyle hangi cümlenin kurulabileceğini ve İngilizce allow kelimesinin nasıl kullanılacağını öğrenin. Sayfada allow ile eşdizimlilikler ve allow kelimesinin cümlede nereye geldiği ve hangi kelimelerle birleştiği ile ilgili örnekler sunulmaktadır.
  6. allow kelimesiyle İngilizce cümle mi arıyorsunuz? Sitemizde yeni başlayanlar için allow ile kolay ve kısa cümleler ve ileri seviye için daha karmaşık örnekler toplanmıştır. allow içeren herhangi bir İngilizce cümle dinlenebilir ve ses dosyası indirilebilir. allow ile kısa İngilizce cümleler özellikle öğrenciler için faydalıdır.
  7. allow kelimesinin eğitimini kendinize göre ayarlayın. İki sesten birini seçin, allow için tekrar sayısını belirleyin ve otomatik oynatmayı açın. allow içeren cümleler arka arkaya çalacaktır — yürüyüş veya yolculuk sırasında kulak eğitimi için mükemmeldir.
  8. allow kelimesiyle MP3 indirin. allow telaffuzu ve cümlelerle birlikte ses dosyasını MP3 formatında indirebilirsiniz. Çevrimdışı çalışmalar için dosyaları kullanın — yolda, yürüyüşte veya ders çalışırken allow dinleyin. allow ile tüm ses örnekleri anadili İngilizce olan kişiler tarafından kaydedilmiştir.